26 Şubat 2009 Perşembe

yok

yok musun
çok musun
bilen yok
aç mısın
tok musun
soran yok
var mısın
yok musun
bakan yok

ay-yay

dönerek çevresinde kendimin
yarım aylar çiziyorum
bir bar sandalyesinin yalnızlık nöbetindeyim

hangi raydan çıkar vedası aşkın
ve ne zaman bir papatya açar ayın tam vakti
bilmelerin yıldızına tutundum

gökyüzüm gri gel
yollarım ucsuz gel
fırtınam içimde gel

bugün

biraz çalıştım ,çıplak bir ayakla
biraz dolaştım ,eylemin ortasında kızılayda
biraz üşüdüm ,mercimekçi de artık ekmek satılmayınca
bugun biraz hayata döndüm ,hayat bunu pek takmasa da...

umumi tuvalete girdim aylar sonra
güvenparkta yürüdüm dolmuşlar otobüsler diyarında
en çok kızımı özledim
5 kat çıktım yürüyerek ,sonra asansörle indim ne gerek vardıysa
çiçek alacaktım kendime ve kızıma ,unuttum
unutmayı bile sevdim ,nedense ...

saçımı kestirdim ,kısacık
keşke kesebilsem hayatımdaki kırıkları da aynı kararlılıkla
kırmızı çorap aldım ayağıma sonra

böyle darmadağın geçti gün
gecen gün ömürdendir ne de olsa